Haber Detayı
30 Kasım 2025 - Pazar 11:18
 
BABA BİR GÜN DEĞİL HER GÜN ÖLÜR
Halis Özdemir, anne ve baba kaybının insan ruhunda açtığı derin izi anlattığı yazısında, evlat için bitmeyen bir yalnızlığı ve her hatırlayışta yeniden yaşanan ayrılığı dile getiriyor. Geçmişe uzanan hatıralardan gurbetin acısına, mezar başındaki sessizlikten ana baba duasının yokluğuna kadar uzanan bu satırlar, ömrün kırılganlığını ve insanın fani dünyadaki kısa misafirliğini hatırlatıyor. Yazarımız Özdemir, merhum anne ve babalara rahmet dileyerek okurlarını iş işten geçmeden hayatta olan büyüklerinin kıymetini bilmeyi ve onların dualarını almayı bir kez daha düşünmeye çağırıyor. İşte hafızalardan silinmeyecek okurken çok duygulanacağınız Özdemir'in o yazısı...
- Haberi
BABA BİR GÜN DEĞİL HER GÜN ÖLÜR

BABA BİR GÜN DEĞİL HER GÜN ÖLÜR


İnsanın Babası ve Anasının Ölümüne Dair

“Her nefs ölümü tadacaktır” ilahi fermanına bir gün her insan uyacaktır.
 

Babamın ve annemin vefatı üzerinden yıllar geçmesine rağmen gönül dünyamda kopan fırtınaları sizlerle paylaşmak istedim. Kanaatim odur ki hemen her insan benim duygularıma benzer duygular yaşamıştır, tabi babasını veya annesini ebedi aleme yolcu edenler için söylüyorum.
 

Babamın vefatında bir dostum, “baba bir gün değil her gün ölür” demişti. Bu sözü ilk duyduğumda anlamakta zorlandım. Sonra anladım ki insan babasını unutmuyor, her vesile ile aklına geliyor, her aklına gelişinde babasının ölümü ile tekrar tekrar yüzleşiyor.
 

Babası ya da anası hayatta olanlar büyük bir devlete sahiptir.
 

Baba ve anne, dünyaya geliş vesileleridir. Hemen her insanın annesi ve babası ile unutulmaz hatıraları vardır. Baba ve anne ile birlikte aştıkları zorluklar vardır. Zorluklar, kolaylıklar, acı tatlı hatıralar insan hayatını süsler. Önemli olan hayatı böylece kabullenmektir.
 

Hayat dönüşü ve tekrarı olmayan bir yolculuktur.
Geçen zaman asla geri gelmez.

 

Babası veya anasının ölüm anlarında yanında olamayanlar için bu durum ayrı bir hüzündür. Acı verir insana.
 

Bu yazıya vesile olan, Avrupa’da muhacir olarak yaşayan bir Uygur dostumun babasının vefatı sırasında yanında bulunamaması, onu son yolculuğuna uğurlayamamasıdır.
 

Düşünebiliyor musunuz?

Doğu Türkistan muhaciri kardeşlerimiz, babalarının, annelerinin, yakınlarının hayatta olup olmadıklarını dahi bilmiyorlar. Bir zaman sonra çeşitli vesilelerle ölen yakınlarıyla ilgili haberleri yıllar sonra alanlar çıkıyor.
Vefat eden baba veya annelerini dünya gözüyle görmeden, helalleşemeden ahirete uğurluyorlar.

Çaresizlik tüm çıplaklığıyla acı veriyor insana, çok acı.

 

Dünya hayatı kısa, Allah cennetinde buluştursun demekten başka elimizden bir şey gelmiyor.

 

Babamın ölüm anında yanındaydım, helalleştim. Nefes alıp vermesi bitti. Babamın dünya hayatı sona ermiş, sonsuz ahiret hayatı başlamıştı.

Aslında olan bize olmuştu.

Babamızı bir daha göremeyecektik. Mezara teslim ettiğimizde arkamızdan dağ çekilmişti.

Artık başımız sıkıştığında soracağımız, yanında kendimizi yalnız hissetmediğimiz babamız aramızda değildi.


Biz biliyorduk, ölümün sadece bedeni aldığını, ruhun ise ait olduğu ebedi aleme kanat açtığını.


Babası ölenler bilir, arkalarından dağın kayıp gittiğini.
Babası ölenler bilir, yetim kaldıklarını.
Yetimlikle tanışırlar.


Babam ölmeden önce gecenin bir yarısı annemi uyandırır, “haydi dua zamanı, çocuklarına ve torunlarına dua edeceğim, sen de amin de” derdi. Böyle yaşadılar, sadece çocuklarının değil torunlarının da kaygısını duyarak.


Evet babam öldü.
Arkamızdan dua gitti, dağ gitti.


Sonra anam öldü, babamdan birkaç yıl sonra.
Anam ölünce kendimi çocuk gibi hissettim. Kendi boyunda çocukları olan bir çocuk. Çocuk olmanın yaşla ilgisi yoktur. Ana, evladı uyurken üstünün açılmasını merak edendir. Yağmurda ıslanıp ıslanmadığını, kışta üşüyüp üşümediğini düşünen odur. Onun için evlatlar hiç büyümez, çocuktur onlar.

Kimsesiz bir çocuk, öksüz bir çocuk.
Anam ölünce arkamdan ana duası da gitmişti.


Hayatım hızlı bir şekilde gözümün önünden akıp gitti.
Anamın beni büyütürken uykusuz gecelerini ancak kendi çocuklarımı hanımımın hangi zahmetlerle büyüttüğünü gördükçe anlamıştım.


Anam, 12 Eylül 1980 askeri müdahalesi sonucunda Mamak Cezaevi’nde tutuklanmam sırasında beni ziyarete gelmişti. İki üç dakikalık görüşme yerinden benim ayrılmamla bayılıp yere düştüğünü, o dönemin avukatı muhterem Yasin Hatipoğlu ağabeyden öğrenecektim. Yasin abi yıllar geçmesine rağmen o manzarayı gözyaşları içinde anlatıyordu.


O kısa ziyaret bir kış günü olmasına rağmen, kasabamızdaki bağımızdaki üzümleri ve kirazları sormuştum şuursuzca anama. Muhterem anam, ben tutukevinden çıkana kadar ben üzüm ve kiraz yiyene kadar ağzına meyve sürmediğini öğrenecektim.

Ah anam ah.

Anacığım Mamak’taki tutukluluğumu öğrendiğinde yere yığılmış, sekiz ay yatalak kalmıştı. Ayağa kalkar kalkmaz da beni görmeye gelmişti. O ziyarette yine yere yığılmıştı.

Ah anacığım ah.
Mekanın cennet olsun, komşun Hatice anamız ve Aişe anamız olsun inşallah.


Hem anam hem babam fani alemden baki aleme yolcu olduklarında yolculuğun hemen yanı başımızda olduğunu ve insan ömrünün çok kısa olduğunu gördüm.
Ölümün çaresi yoktur.


“Her nefs ölümü tadacaktır” ilahi emrinden kurtuluş yoktur.

Bu dünya sultan Süleyman’a kalmadı, bu dünya Karun’a da kalmadı.
Bu dünyada taşlar ve ağaçlar kadar ömrü yoktur insanın.

 

Hemen her yaz kasabama, babamın, anamın ve dedelerimin mezarlarını ziyaret ederim. Taşlar aynı yerinde. Çocukluğumda bir köşe başında oturduğum taşlar aynı yerinde.

Babam ve anam mezarda, insan fani, insan bu alemde misafir, hem de kısa süreliğine misafir.

 

Hiç kendinize sordunuz mu, kaç yıldır dünya hayatı içindeyim diye. Ve gene sordunuz mu, ne ara bu kadar yıl geçti diye.

Ömür gerçekten çok kısa.

 

Annesi babası sağken duasını alanlar, onları memnun edenler müstesna bir hatıra bırakmışlardır.

Peki sizin ananız babanız sağ mı, sağlarsa çok şanslısınız.
O halde davranın, peygamber öğüdünü dinlemeye ve peygamber övgüsünü almaya.


Baba ve annenizi rüyalarda aramadan davranın. Sonra rüyalarda görmeye razı olursunuz da göremezsiniz. Pişmanlık fayda etmez.

Ölüm haktır.

Ahiret yolculuğuna çıkan baba, ana, dede, nine ve bütün geçmişlerimize rahmet olsun. Allah rahmeti ve mağfireti ile muamele eylesin.

Bizleri ve onları ahirette Peygamberimize komşu eylesin.

 

Sağlıklı afiyetle nice yıllar dilerim.
Amin.

Kalın sağlıcakla.

Bugün böyle oldu.
Merhumlar bizlerden dua istediler.


Vesselam.

 

YAZARIMIZIN TÜM YAZILARI İÇİN
https://bncmedyahaber.com/yazar-bassavcI-akIn-gurlek-ve-temiz-eller-operasyonu-1214.html

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: BABA, BİR, GÜN, DEĞİL, HER, GÜN, ÖLÜR,
Yorumlar
Haber Yazılımı